Şubat 2009

ÇIZIKTIRMAK - Direkler ve Tel Örgüler

12 Eylül’ün Ardından (2)

Referans İçerik: 
12 Eylül’ün Ardından (1)

   “12 Eylül’ün Ardından” adlı yazı dizimin ilk bölümünde (PD Sayı 8); 12 Eylül'le birlikte gözaltına alınanların, öldürülenlerin çoğunun hangi ideolojiye mensup olduğunu; öldürülen gençlerin ağzından nasıl bir düzen kurmak istediklerini aktarmış ve son olarak da 12 Eylül'ün toplumun hangi kesimlerini palazlandırdığını açıklamıştım. Yazı dizimin ikinci bölümünde ise 12 Eylül'ün hemen öncesinde; ekonominin yapısını ve durumunu, okurlarıma söz verdiğim gibi ekonomik verileri de kullanarak açıklamaya gayret edeceğim.

P—Kitap: Parfümün Dansı

Yazar: 
Ece ERDAĞ

   Ece ERDAĞ

 

 

   Dünyanın en unutulmaz ikililerinden biridir benim için; “Kudra ve Alobar”. O kadar ki, ikili isim bulma oyununda aklıma ilk gelen isimlerdir, ne zaman Paloma Picasso sürsem çağrışan iki insan... İki kahramandır zamanın çok ötesinden gelip kokularıyla beni saran. Zamanın çok ötesinden gelmekle kalmayan, bilakis zamanda dolaşıp duran. Söylemişti ya Einstein, enerjinin korunumunda, acaba ölümsüz aşkın tarifini E= mc2 ile mi yapmıştı?

Alman Derin Devleti BND, Ergenekon ve Bir Taşla Birçok Kuş...

Yazar: 
Bilgin Türk

   Ergün Poyraz; Musa’nın Gülü kitabını yazmasıyla gündeme oturmuş ve AKP’lilerin saldırılarına maruz kalmış, Erdoğan ve Gül’ün açtığı davalardan beraat etmiş, sonrada bir soruşturma kapsamında cezaevine girmişti. O günlerde kimse Ergenekon’un adını bilmiyordu ve duymamıştı. Ulusalcı kesim tarafından kulak kabartılarak takip ediliyordu. Ben dahil birçok kişi tarafından AKP’nin kendine muhalifleri tasfiyesi olarak görülüyordu ya da o amaçla başlatılmıştı. Sonraki süreçleri burada anlatmaya gerek yok, hepimiz biliyoruz. 14 Mart’ta İlhan Selçuk’ların sabaha karşı evlerinden alınması sonraki süreçte, Mustafa Balbay’lardan Sinan Aygün’lere kadar Türkiye’nin tanınan birçok ismi Ergenekon’la bağdaşlaştırıldı. Sokaktaki adam bile bende mi Ergenekoncuyum? diye sordu. Toplumun üzerine korku ve kin sarıldı. Artık hemen hemen herkes Ergenekon’u konuşmaya başladı.

P—Tiyatro: Bernarda Alba’nın Evi

Yazar: 
Ayşegül İnan

 

   Ayşegül İNAN

 

   Farklı diyarlar vardır, birbirinden habersiz farklı suretleri ile dünyaya gülümseyen. Ağlayan, isyan eden, coşan, seven, sevilen… İnsana dair her şeyi yaşamaya heves eden… İşte bunlar, insana dair her şey, yaşanmışlıklar, benzer öyküler ortadan kaldırır tüm bu farklılıkları… Dertler vardır, sıkıntılar vardır. Acılar gecenin karanlığı kadar gerçektir. Ve de başları kaldırıp bakılan simsiyah gökyüzü kadar aynıdır. Yıldızları seyredip umudu aramak kadar da… Tıkılıp kaldığı ufacık dünyasına isyan edebilen ya da sadece isyan etmeyi arzulayan o kadar çok çehre vardır ki yeryüzünde, bir coğrafyadan diğerine yayılan… Çığlık aynıdır. Aynı sessizlikte aynı dalgın bakışlarda gizli…

Mumcu İle Söyleşi

Yazar: 
Sevda EĞER

   Ona Üzülme, Onunla Gülümse<?xml:namespace prefix = o />

   Mumcu’yla birlikte yazayım dedim bu defa; ne haddimeyse! Takayım onun gibi gözlüklerimi. Alayım önüme gazeteleri. Okuyayım haberleri, makaleleri ve bir yandan da söz vereyim kendi kendime; onun gibi ‘bu gün kızmadan yazacağım, bu gün gülümseteceğim insanları.

Cumhuriyet Çınarı (Bölüm 2)

Yazar: 
Sevda EĞER

<?xml:namespace prefix = o /> 

   Özetleyen: Sevda EĞER

II

ULUSAL BAĞIMSIZLIĞIMIZIN ALTIN ANAHTARI:

ÖZGÜRLÜK VE BİLİM

Lider

Yazar: 
Osman ACAR

   Siyasetin odak noktasında birey vardır. Ve bu bireyi siyasete bağlayan etmenlerin başında lider gelir. Lider karizma/kahramandır. Lider Allah tarafından verilen çekicilikle bireyi kendisine itaate zorlar. Tebessümünden tutun da yürüyüş şekline, duruş pozisyonuna, vücut diline kadar eylemselliğine dikkat etmelidir lider. Lider aşktır, tutkudur, rehberdir, örnektir.

Bursa Tarihi Üzerine; İki Biyografi, Bir Yüzleşme

   Reşat (Çiğiltepe) (1879, İstanbul - 27 Ağustos 1922, Çiğiltepe) Türk asker.

1879'da İstanbul'du. Ziya Paşa'nın oğludur. 1896'da Harp Okulu'nu bitirerek Türk Ordusu'nun farklı komuta kademelerinde görev yaptı. Trablusgarp ve Balkan Savaşları'na katılmış, Yanya savunmasında yaralanmıştır. Askerî Mahkeme üyeliği yapmış, I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi'nde olağanüstü kahramanlığı ile dikkatleri çektikten sonra getirildiği 17. Alay Komutanlığı görevindeyken Muş'un Rus işgalinden kurtarılmasında da önemli rol oynayan Reşat Bey, XVI Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa'nın takdirlerini kazanmıştır. Aynı zamanda 5 .ve 4.rütbeden mecidi nişanları, gümüş muharebe, liyakat, tahsiliye, Alman ve Avusturya harp, demir salip nişanlarıyla taltif edilmiştir. 53. Tümen Komutanlığı'na getirilerek Suriye Cephesi'nde görevlendirilmiştir. 1918'de İngilizlere esir düşen Reşat Bey, daha sonra esaretten kurtulur kurtulmaz Aralık 1919'da Millî Mücadele'ye katılmak üzere İnebolu'dan "İstiklal Yolu" üzerinden Ankara'ya geçmiştir. Mezarı; Ankara, Devlet mezarlığında ya da Çiğiltepe şehitliğinde olduğu ikilemi vardır. (Wikipedia)

Türkel MİNİBAŞ’TAN Bir Makale: Genç İşsizler Ordusunun Oyu!

Yazar Adı: 
Prof. Dr. Türkel MİNİBAŞ (1953-2009)
Yazarın Özgeçmişi: 
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, Cumhuriyet Gazetesi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği

   Bu kadar "komik" bir seçim arifesi galiba hiç yaşamamıştık.

   Seçim günü yaklaştıkça AKP Genel Başkanı rolündekinin tansiyonu daha da yükseliyor. Meclis Başkanı rolünü üstlenen de kendini darbeci general sanıp estirmeye başlayınca, insan kendini "22 Temmuz seçmeni" değil de Direklerarası'nın tuluat tiyatrolarından birinde sanıyor.

   Gelin görün ki, Direklerarası çoktan tarihe karıştı. Darbeci general rollerine de bugünlerde pek rağbet yok.

   Kaldı ki onlar bile 2 milyon 447 bin işsizin azarla, tehditle yola getirilemeyeceğinin artık farkında! Çünkü bu ülkede:

   * 15 yaş üstü nüfusunun dörtte biri, yani 12.1 milyonu 15-24 yaş arasında. Yani genç!

   * Bunların 3.7 milyonu çalışıyor. Yani her 100 çalışanın 17'si 15-24 yaş arasında!

   * Her 100 gencin 18.7'si de işsiz!. Yani, genç işsizliğinin tepe yaptığı 1989-2001 arasındaki 17.7'lik oranın da üstünde!.

   * 15-19 yaş aralığındaki her 100 gençten 82'si, 20-24 yaş aralığındaki her 100 gençten 54'ü kayıt dışı çalışmakta!

  * Lise çağındaki 15-19 yaş grubundaki her 100 gençten 22'si okulda değil çalışma yaşamında!

   AKP iktidara geldiğinde her 100 genç işsize 13 iş aramayan genç düşerken 2006'da 83 genç düşmeye başlamış. Mevsimlik çalışanlar da eklendiğinde iş aramayanların sayısı 95'e çıkmış!

   Bu arada sakın ola ki iş aramayan gençleri rantiye ya da tembellikten iş aramıyor sanmayın. Onlar çalışmak istedikleri halde iş aramaktan bezmiş, iş bulamamak korkusu içinde olan gençler. TÜİK onları işsizler arasına katmamakta. İstatistiklerdeki adları "tampon genç" !

   Bu gençlerin bir kısmı yaş haddini aşamadıkları için oy kullanamayacaklar. Bu nedenle de partilerin seçim bildirgelerinde onlara yer verilmemiş, ama... O bildirgelerde oy verme yaşında olan 22 Temmuz'un seçmeni gençlere, özellikle de üniversite diplomalı gençlere de yer yok!..

   Başta AKP olmak üzere tüm siyasi parti kurmaylarının, Ankara Ticaret Odası'nın TÜİK'in verilerini temel alarak hazırladığı "Genç İşsizler Ordusu" ve "Kayıtsız Gençler" raporlarına bakmalarında yarar var. Çünkü o raporda yer alanlar yarının değil bugünün üretim ve yönetim kadrolarında yer alacak ya da yer alması gerekenlerle ilgili.

   Örneğin: Türkiye'nin nitelikli işgücü dediğimiz, bir fakülte ve yüksekokuldan mezun olan, 1989-2001 arasında her 100 diplomalı gençten 30.8'i işsiz iken, AKP döneminde bu oran 35.1'e yükselmiş!. Yani, eğitim olanakları genişlerken iş olanakları artmamış, aksine azalmış!..

   Peki ne olmuş da eğitim olanaklarındaki iyileşmeye rağmen istihdam artmamış diyorsanız... Ekonomik büyümenin kaynağına, gelen dış sermayenin hangi sektörleri hedef aldığına ve istihdam yaratma koşulu aranıp aranmadığına bakmanız yeter.

   AKP'nin yeniden iktidar olması halinde durumu nasıl telafi edeceğini merak ediyorsanız seçim bildirgesine bakmak yeterli. Genç işsizlere çözüm olarak

   - "Kendi işlerini kurmaları"nı özendirmek için "Gençler İşadamı Oluyor" programı başlatmayı;

   - "Özel istihdam büroları" açmayı önermekte. Gençlere işsizliği özelleştirerek çözüm yaratmayı vaat etmekte!

   Kısacası AKP, 2006-2010'da da iktidar olursa parası olana işini bulacak! Bunun adı da genç girişimcilik olacak!..

   AKP'nin genç işsizlere yönelik vaatleri sınıflar arasındaki farklılıkları keskinleştireceği ve ayırımcılığı pekiştireceği için demokratikleşmeye aykırı ise de bunun diğer partilerinkine göre daha gerçekçi olduğunu söylemek gerek. Hiç olmazsa ne yapacağı belli.

   Yani? AKP tek başına iktidar olursa :

   - Büyüme artmaya devam etse bile istihdama yansımayacak;

   - 1997'den 2006'ya yüzde 26'dan yüzde 21'e gerileyen yatırımların ulusal gelir içindeki payı bu dönemde de gerilemeye devam edecek.

   Not: Bu makale 16.07.2007 tarihinde yayınlanmıştır.

   Mekanın Cennet olsun saygıdeğer Hocam...

 

 

 

 [Bu yazı, Politika Dergisi Sayı 12’de yer almıştır. Tüm fazladan özellikleri ile özgün sayıyı indirmenizi öneririz. Sayı 12’yi indirmek için buraya tıklayınız. ]