Gerçekten Uzak Olmak

Yazıcı-dostu sürümSend by emailPDF
Yazar: 
Burak SIRATAŞ

Dün Uludağ Üniversitesi'nde çok kısa zaman önce meydana gelen olaylardan esinlenerek kaleme aldığım 'Bir Düşüncenin İsyanı' adlı yazıma çok geçmeden ilk eleştiri yazar arkadaşlarımdan biri tarafından oldukça açıklayıcı ama gereksiz içerik ve uzunlukta bir yazıyla yapıldı.

Eleştiri insanın içinde bir burukluğa neden olsa da saygı duyulması ve önemsenmesi gereken bir durumu kendisiyle birlikte ortaya çıkarıyor.

Yazımın çarpıtıldığına ve ilk okuyuşun heyecanı ile bir eleştiri yazıldığına inandığımdan, hem arkadaşıma cevap vermek hem de yazımı okuyanlar arasında aynı yanlışa düşecek okuyucuları korumak açısından bu yazıyı yazmam gerektiğini hissettim.

Yazarın eleştirileri üzerinden tek tek giderek hem yazara cevap vermek hem de tekrar bir açıklama yapmak niyetindeyim.

Yazar, hiçbir yazının tarafsız olma zorunluluğunun olmadığını söylemesine rağmen benim yazımdaki taraflaşmanın rahatsız edici olduğunu vurgulayarak karşı taraf olarak nitelendirdiğime inandığı tarafı 'tü-kaka' olarak tanımladığımı ve bu düşüncenin benim gibi üniversite gençliğine yakışmayacak kadar bilgi ve çözümlemelerden uzak olduğunu söylemekten kaçınmamış. Ayrıca 'Hatırla Sevgili' dizisinden esinlenildiğini vurgulamak istemiş.

Peki aynı yazar kendisinden çokta uzakta sayılamayacak benim gibi mesai arkadaşlarını barındıran Uludağ Üniversitesi'nde yaşanan olaylara bu kadar mı uzak kalmıştır? Uludağ Üniversitesi'ndeki gerçekliğin ve yazıda anlatılanların onun sandığı gibi 70'lerin devrim duygularından kaynaklanmadığını farkedemedi mi?

Evet, bir düşünce isyan ediyor! Çünkü Uludağ Üniversitesi'nin devlet yurtlarında tiplerinden ve aldıkları duyumlardan solcu oldukları anlaşılan gençler verilen gözdağı ve gözetlenme tacizleriyle karşı karşıya kalıyor. Aynı yurtlarda, yurtları hakimiyeti altında bulunduran düşüncenin onay vermediği şarkılara, gruplara ve sanatçılara sansür gelirken aynı grup toplumun ahlak bekçiliğini yapmanın da hazzına varıyor sanırım. Bütün odalar denetlenebilirken, o düşüncenin 'ağa babaları'nın barındığı odalara o yurdun en yetkili insanları bile giremiyorken yazar arkadaşıma bir düşüncenin isyanından bahsetmek için 70'lere ve devrim rüyaları ile ilgili açıklamalara gitmenin gereğinin olmadığını hatırlatmak ve gerçeğin ta kendisinin burada cereyan ettiğini göstermek isterim.

Ayrıca karşı taraf olarak nitelendirdiğim grubun yönetsel anlamda en üst seviyelerine gelerek başkanlık yapmış bir arkadaşımın bir cümlesini sizlerle paylaşmak gerektiğine inanıyorum.

"Jandarma, polis hiçbir şey yapmıyor. Biz bu üniversitede olmazsak her şey alt üst olur.Bir kişiyi onlarca kişi dövüyoruz.çünkü bunu yaşayan ya da görenlerin aynı şeye teşebbüs etmesini engellemek için gözdağı veriyoruz."

Şimdi arkadaşım yazılarımı neye ve nasıl dayandırdığımı anladın mı? Bu cümlenin sahibinin unvanından ve cümleden çıkan sonuçlardan sen de ürktün mü?

Hangi akademik bilginin ve kitabın bu gerçeği bana bu kadar derinden gösterebileceğini düşünüyorsun?

Tabi ki akademik bilgiyi ve kitapları küçümsemiyorum. Ama bazen yaşamak, duymak ve görmek her şeyin önüne geçebiliyor işte.

Artık senin sayende karşı taraf diyorum. Senden hatıra kalacak bana. Peki karşı tarafın "vurucu timlerinin" onlar için ne kadar yasal ve gerekli olduğunu hissettin mi?Karşıt olarak gördüğüm tarafın hepsinin üzerini çizmedim,çizemem ve çizmeyeceğim.Çünkü yukarıda saydığım artık adı her ne ise yaşananları yaşatanların kendi düşüncelerine de ihanet edenler olduklarını vurgulamıştım.Herşeyi bu kadar açık görebildiysen 'bunu görmezden mi geldin?' gibi bi soru aklıma gelmiyor değil.

Ben devrim yemini etmedim. Düşüncelerinden vazgeçmeyerek darağacına gidenlerden bahsettim. Ben hangi baskının hangi zulmün insanları düşüncelerinden vazgeçirebileceğini anlatmak istedim. Onlar vazgeçmedi; biz de vazgeçmeyeceğiz dedim. Üstelik hatırlatırım onlar darağacına ağlayarak gitmediler. Ve yine hatırlatırım ki örnek verdiğin insanlar gibi bu ülkeyi yönetme şansı bulamadılar. Bulamamalarına rağmen vazgeçmediler. Peki Adnan Menderes kaç kez Celal Bayar tarafından kapıdan döndürüldü sence? İşte kitaplara akademik bilgilere şimdi ihtiyacımız var.

Akıtılan kanlardan bahsederken bu yolda feda edilen kanlardan değil, sırf onlarla aynı fikirde olmayan insanların çok uzakta değil, geçmiş zaman hiç değil, Uludağ Üniversitesinde akıtılan kanlarından bahsetmek istedim.

Toplumsal barışı vurguladığıma inanan ve vatan, ulus sevgisinden zerre şüphe duymayan sen, nasıl olur da benim garip maceraperestliklere sürüklendiğimi ve sürükleyeceğimi düşünüyorsun anlamıyorum.

Demek ki yeteri kadar ne yazımı okuma sabrını göstermişsin ne de düşüncelerimi anlamışsın arkadaşım. Bir daha söylüyorum;'Toplumsal barış diyalogla sağlanır ve bu ebediyete kadar böyle olmalıdır.'

Düşüneceğiz, öğreneceğiz ve eleştireceğiz derken toplumsal barışı yok edecek bir çığırtkanlık yaptığımı da nereden çıkardın pek anlayamadım.

Gerçeklere gözünü yummaktan kaçın arkadaşım. Gerçek seni rahatsız etse de üzse de yine de gerçekliğinden hiçbir şey kaybetmez. Bazen gerçek bir taraf ise sen de o tarafı seçmekten korkma. Taraf olmak her zaman kötü değildir; bu herhangi bir yazıda bile olsa...

Bu sorunlarla sadece Uludağ'da karşılaşılmıyor. Yok; sen göremiyorsan gerçeklerden çok uzaklardasındır arkadaşım.

Hatırla Sevgili dizisine de takılma çünkü kitap okumayan bir topluma, tarihi ancak reytinglerle sınırlı bir dizi ile öğretilebilirdi.

Şimdi hangi düşünce neden, nerede ve hala isyan ediyor sen karar ver.

Saygılarımla

 

Burak SIRATAŞ

iletisim@politikadergisi.com

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
Doğrulama
Dikkat: Sitemize üye olan takipçiler "Doğrulama" uygulamasından muaftır.