İç Siyasa

İç Güvenlik Yasası İle Ne Yapılmak İsteniyor?

Yazar: 
Meçhulyolcu
Yazının Yazıldığı Tarih: 
20. 02. 2015

Kuşkusuz, hükümetin ve kamuoyunun birinci gündem maddesi çözüm sürecidir. Hükümet, 13 yıl boyunca terör örgütü PKK ile Oslo’da, Kandil’de ve İmralı’da görüşmeler yapmaktadır. Bu merkezlerden gelen talepler doğrultusunda Büyük Türk Milleti’ne yeni yasalar yapmaktadır. BDP’nin, Bebek Katili Öcalan’ın ve Kandil Dağı’ndaki canavar Murat Karayılan’ın ifadelerine göre hükümet kendilerine bir takım sözler vermiştir ve şimdi bu sözlerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde milyonlarca Kürt ayağa kalkacak ve büyük bir iç savaş başlayacaktır. Hükümetin PKK’ya verdiği sözler arasında ‘Özerk Kürdistan’ ve Bebek Katili Öcalan’ın salıverilmesi bulunmaktadır. Hükümetin PKK’ya verdiği bu sözler, yandaş basın ve medya organlarınca yıllarca Türk Milleti’nden saklanmış; hatta hükümet, bu görüşmeyi yapanları da yaptı diyenleri de ‘alçaklıkla’ suçlamıştır. Ancak gerçekler asla gizli kalmayı sevmediğinden, Oslo görüşmeleri hiç umulmadık bir anda ortalığa saçılmış ve hükümet büyük bir şok yaşamıştır. Bu şoku üzerinden atmayı başaran hükümet; artık terör örgütü ve lideriyle görüştüklerini rahatlıkla söylemeye başlamıştır. İmralı, adeta yolgeçen hanına dönmüş; oradan gelen teklifler hükümetin önüne konmuş ve gereğinin yapılması talep edilmiştir ve halen bu durum devam etmektedir. Hükümet yetkilileri ise; gayet pişkin bir eda ile inisiyatifin kendilerinde olduğunu iddia etmektedir. Bu pişkinliğe Türk Milleti olarak artık gülmeye başladık. Nihayet Türk Milleti anladı ki; inisiyatif hükümete değil, Bebek Katili Öcalan’a geçmiştir.

AKP İktidarı İçin Zor Günler Başlıyor!

Bu yılın sıcak Ağustos ayında Cumhurbaşkanı seçildikten sonra RT Erdoğan, anayasamıza aykırı olarak fiili “Yarı Başkanlık” sistemini uygulamaya çalışıyor; aslında anayasal suç işliyor. Öte yandan ülkede işler Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eski ekibi için artık istenildiği gibi yürümüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarı için artık zor bir dönemin başladığını söyleyebiliriz. AKP için bu dönemin belli başlı sıkıntıları olarak ta şunları sıralayabiliriz:

  • RT Erdoğan’ın anayasaca meşru olmayan bir zeminde “Yarı Başkanlık” sistemini uygulamaya çalışması,
  • PKK ile AKP arasındaki “Çözüm” sürecinin içerdiği riskler,
  • “Ak Saray” tartışmasının yarattığı huzursuzluk,
  • AKP seçmeninin A. Davudoğlu’nu bir türlü lider olarak benimseyememesi,
  • Ekonominin giderek teklemeye başlaması, işsizliğin artması vs. gibi.

Dersim Olaylarının Sonucuna Bir de Böyle Bakın

Yazar: 
Gökhan Cebeci

Bir önceki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet adına özür dilemesi ile başlayan ‘Dersim’ tartışmaları, Sezgin Tanrıkulu’nun, partisi (CHP) adına bu özüre katılması ile olanca hızıyla devam ediyor.

Mevcut Başbakan Davutoğlu da 1937-38 yıllarında bölgede yaşananlar için Kerbela benzetmesi ile vites yükseltmiş durumda.

Televizyon ekranları ve gazete sayfalarında yazan, çizen, konuşan sözüm ona aydın-akademisyen-gazeteci tayfası ise zaten bu tartışmalarda aldıkları görevi çok öncesinden yerine getirmeye başladılar. Suçluyorlar, iftira atıyorlar ve apaçık yalan söylüyorlar. Hem de hiç utanmadan…

14 Aralık Operasyonu Nasıl Yorumlanmalıdır?

Geçtiğimiz 14 Aralık 2014 günü F. Gülen hareketine yakın olan Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonunda görevli ve sorumlu bazı kişiler hakkında soruşturma açıldı. Gazete ve TV ofis ve stüdyoları polisçe aranarak, bazı kişiler tutuklandı. Bu olay hem ülke içinde hem de dünyada büyük yankı yaptı.

Ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, olayı demokrasiye karşı işlenmiş bir “darbe” olarak değerlendirirken; MHP’li sözcüler ise “İç Güvenlik” ile ilgili yeni yasa ile bu olay arasındaki zamanlamaya dikkat çektiler. İşçi Partililer soruşturmayı desteklerken diğer sol ve sosyalist çevreler genellikle bu soruşturmaya temkinli yaklaşmaktadırlar.

Muhalefet ama İktidar Adayı Muhalefet(?)

Şurası bir gerçek, Cumhurbaşkanlığı seçimi, ülkemizde adil olmayan bir biçimde yürütüldü. İktidar partisinin adayının, yani başbakan Erdoğan’ın, seçim kampanyası devlet destekli olunca geniş kitleler üzerindeki etkisi de, tabii ki daha fazla olacaktır.

Türkiye için bazı şeyleri belli başlı ve belirgin olarak söyleyebiliriz.

Ülkemiz, neredeyse 2-3 yıldır aşırı bir kutuplaşmanın etkisinde siyaset üretmeye çalışıyor.

Siyaset sistemimiz, parlamenter demokratik rejime dayanmakta. Demokratik rejimlerde iktidar partisi ve yürütme gücü olduğu gibi, bir de meclis tarafından yürütme organının yaptığı işlemler denetlenir.

Ne mutlu bize ki… Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokrasiyle idare edilmekte. Ülkemizde iktidarın ifa ettiği işlemler ve yürüttüğü siyasal ve ekonomik faaliyetlerin denetimi, pek tabii ki ancak bir muhalefet eliyle yapılabilir.

Nasıl ki siyaset kurumu içinde bir iktidar teşkil edilmişse, buna mukabil bir muhalefet cenahından bahsetmek durumundayız.

Türkiye’deki Kripto Pakraduniler

Yazar: 
Koray KAMACI
Yazının Yazıldığı Tarih: 
14.11.2014

    Pakradunileri bilmeden, öğrenmeden, tanımadan modern Türkiye’yi anlamak mümkün değildir. Sadece Pakradunileri değil, diğer Kriptoları da bilmeliyiz. Düşmanlık yapmak için değil, bilmek öğrenmek için… Üç kimlikli, sır içinde sır, gizli mi gizli, görünmez bir grup! Onların yanında Sabataycılar apaçık bir cemaattir.

     Evet, Türkiye’de yaşanan birçok olayda onların olduğunu biliyoruz. Bu memlekette, daha önceki yazdığım birçok yazıda ikili oynayan Kripto teşkilatlardan bahsetmiştim. Lakin Pakraduniler ise üçlü oynuyor. Dıştan Müslüman görünüyorlar… Bir alttaki ikinci kimlikleri Kripto Ermenilik… En alttaki kimlikleri ise Yahudilik!

     Pakradunilerin 2500 yıllık tarihi ve macerası hakkında yabancı dillerde yazılmış birkaç araştırma kitabı var. Doğu Anadolu’da bir zamanlar bağımsız devletler bile kurmuşlardır. Sonra ise izleri silinmiş… Dıştan Ermeni görünürken bir kısmı Kürt ve Müslüman kimliğine bürünmüştür. Kürtlükleri ve Müslümanlıkları ne kadar samimidir? İşte orası muamma…

“Yüksek Aklın Tuzağı”, Büyük Kürdistan Devletini Kurdurtmaktır!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan uçakta yandaş gazetecilerle sohbetinde; “Bölgede bir tür tuzak kuruldu. Bu tuzağı veya bu tezgâhı kuran muhtemelen daha üst bir akıl var” diyor.

Tövbe bismillah! Sanırsın Cumhurbaşkanı RT Erdoğan’ın dünyadan haberi yok! Yıllarca bizzat kendisi “Ben Büyük Ortadoğu Projesinin Eş Başkanıyım!” demedi mi? Yani şimdi Cumhurbaşkanı RT Erdoğan’ın bu projeden hiç haberi yok öyle mi?

Şimdi Cumhurbaşkanı olan RT Erdoğan; TSK tarafından 2000’li yılların başında tamamen yenilmiş, neredeyse etkinliği sıfırlanmış; lideri tutuklanıp idam cezasına çarptırılmış olan PKK’yı, 12 yıllık başbakanlığı döneminde kendi politikalarıyla yeniden hortlatıp bugün ki gücüne getirmedi; öyle mi?

Cumhuriyet

CUMHURİYET, romantik insanların düşünebileceği ve hayata geçirebileceği bir projeydi, Osmanlı İmparatorluğunun varlık ve yokluk çizgisinden gidip gelirkenki sürecinde. Cumhuriyet, her türlü imkânsızlığa, muhalefete, içten içe zuhur etmiş umutsuzluğa, yılgınlığa, inançsızlığa başkaldırış ve onur duruşuydu. Cumhuriyet, olmazlıklardan olur yaratabilmekti. Emperyalist devletlerin, imparatorluk coğrafyasında paylaşım planları yaptığı süreçlerde, yeni bir ulusun inşasının hayaliydi.

***

Batı Avrupa ülkelerinin endüstri devrimiyle zenginleştikleri, gözlerinin açıldığı, refahlarının palazlandığı, birbirleriyle çekişme içinde oldukları, elde ettikleri zenginliğin ve refahın yetmediği, hammadde ve pazar arayışları içinde bir kaosa sürüklenme merhalelerinde, Avusturya-Macaristan İmparatorunun Sırp bir genç tarafından öldürülmesiyle baş gösterecek cihan harbinin kıvılcımlarından, onurlu ve mağrur bir parlayışın eseriydi, Türkiye Cumhuriyeti...

Yeni Saray Yeni Türkiye

Yazar: 
Tamer Yazar

Tam tamına 1 milyar 370 milyon TL, eski parayla 1 katrilyon TL’nin üzerinde para harcanmış…

2015 senesi için bu SARAY denen AK noktasına ayrılan BÜTÇE’yi ise şimdilik es geçelim…

Ne de olsa her şeyden kısarken, 2015’te milletvekillerine ZAM’mı da konuşacağız yine…

Memur’a, İŞÇİ’ye ve tabi ASGARİ olana damlatırken, bunları yine taşıracağız…

Ama “ŞÜKÜR ETSİNLER”, ki “BU DA OLMAYABİLİRDİ” diyeceğiz…

Diğerleri için de “DEVLET BÜYÜĞÜDÜR” diye ekleyeceğiz…

Beslensin ki İYİ YÖNETSİN’e inanmayı sürdüreceğiz…

Hayalkırıklığı(?)

TÜRKİYE için fotoğrafı net olarak ortaya koymamız gerekir:

Ülkemizde “İleri Demokrasi” var değil mi? Yani, Türkiye’de ileri demokrasi vizyonu bağlamında demokrasi standartlarımız, uygar ülkelerin düzeyinde olmalı(?)

Ama, gerçekten de öyle mi? Öyleyse, neden gazeteciler, işlerinden ediliyor? Öyleyse, neden gazeteciler, özgür ve kendi vicdanları doğrultusunda gazetecilik yapamıyorlar?

Gazeteciler, neden gördüklerini ve duyduklarını hiçbir baskı altında kalmadan yazamıyor veya anlatamıyor? Ülkemizde gazetecilik faaliyetleri de düşünce özgürlüğü alanları da gerilemekte.

Bizim ihtiyaç duyduğumuz şeyler siyasetçilerden: Ülkemizin daha doğru düzgün yönetilmesi ve iktisadî kalkınmanın tüm topluma yansıyacak şekilde yürütülmesidir. Yoksa, bazı kesimlerin, ülkemizdeki ballı ve kayırmacı şartlardan ve fırsatlardan yararlanarak varsıllaşması, toplumumuzdaki huzursuzluğu ve nefreti bertaraf edemez…

İçeriği paylaş