Skip to main content

En Son Okur Yazıları

Baykal Bu Kez Haklı!

Yazar: 
Alphan TELEK

AKP karşıtı pek çok odağın bir çatı altında toplanmasını bir çok kez tasavvur ettik. Buna en yaklaşıldığı zaman Cumhuriyet mitingleri olmuştu. Türkiye halkı cumhuriyetine sahip çıkmıştı. Cumhuriyet mitinglerinin hemen ardından gelen Temmuz 2007 seçimlerinde ise AKP oylarını artırarak bir kez daha iktidara gelmişti.

O zamanki seçim politikasını ve tutumunu en çok eleştirdiğimiz politikacı Deniz Baykal olmuştu. Cumhuriyet mitinglerinin yarattığı havayı, Cumhuriyet Halk Partisinin çatısı altına alıp AKP’yi sarsamadığı için onu suçlamıştık, haklıydık da. Bu ve bunun gibi pek çok olayda Baykal’ı koltuk sevdalısı olarak gördük, parti içi bir diktatör dedik (bunlarda hala ısrar ediyoruz), Türkiye solu ve aydınları üzerinde birleştirici bir potansiyeli olmadığını savunduk ama en nihayetinde Baykal da haklı çıkabiliyor ve bir analiz gücü olduğunu bazen görüyoruz. Baykal hakkında bir önyargı oluşmuş durumda. 2 türlü önyargı vardır:

Sermaye bugün hangi tarafta?

Yazar: 
Alphan TELEK

Dünyanın her yerinde ağır sonuçlara ulaşan ekonomik krizin ardından Türkiye bundan payını almak ile birlikte yaşadığı iç iktidar mücadeleleriyle de halkını canından bezdirmiştir. İç iktidar savaşının dışsal bir yanı olduğunu ve ikisini birlikte değerlendirmemiz gerektiğini daha önceki yazımda belirtmiştim; ancak bu noktada iktidar savaşının taraflarını sorgulamak gerekir. En kaba şekilde, iki tarafın devletin resmi organları arasında ortaya çıktığını biliyoruz. Yüksek komutanlık ve yüksek yargının bir tarafında yer aldığı mücadelenin diğer tarafında hükümet yer almaktadır. Biraz daha kategorize etmeyi denediğimizde, hükümetin Nur cemaati ve Nakşibendî tarikatıyla olan iç içeliğinden dolayı cemaat ve tarikatların iktidar savaşında hükümet kanadı için önemli bir cephe oluşturduklarını görüyoruz. Gelelim burada bizi ilgilendiren asıl meseleye.

Türkiye sermayesi hangi tarafta?

Türk’ün Özünde, Kadının Yeri

Yazar: 
Hakan YAVUZ

8 Mart Emekçi Kadınlar Günü için, tüm kadınlarımıza ithaf ediyorum.

Dede Korkut hikâyeleri, Oğuz Türklerinin toplumsal ve iktisadi hayatları, gelenek ve görenekleri hakkında önemli bilgiler veriyor. Dede Korkut, Hanın kızı Banu Çiçek'i diğer “boy”un kağanı Bamsı Beyrek’e ister. Aileler rıza gösterir; fakat kararı, gençlerin karşılaşıp kavgaya tutuşmaları, ok atıp yarışmaları sonrasına bırakırlar. Banu Çiçek yanındaki atlı kızlarla, Bamsı Beyrek savaşçılarıyla ve tesadüfen bir orman kenarında karşılaşırlar. Banu Çiçek ve Bamsı Beyrek, güreş tutar, ok atar, birbirlerini sınarlar. “IX yüzyılda İbn Rüşd ya da XI yüzyılda el-Bekri gibi Müslüman yazarlar Türk kızlarının eşlerini seçmekte özgür olduklarından söz ederler.[1]

Enflasyonun Dayanılmaz Hafifliği

Yazar: 
Oğuz Kemal Özkan

 

Reyting ölçümlerinde bile MOSSAD’ın parmağı olan bir ülkede, istatistiksel ölçümlerin doğruluğunu kabul etmek, maalesef o verilerin kimin yararına olup olmadığıyla anlaşılıyor. Yüzlerce kanal olmasına rağmen, izleyeceğimiz programları dahi sınır ötesi güçlerin belirlediği bir ortamda, enflasyon ve kişi başına düşen milli gelir gibi hayati rakamların da, hangi kriterlere göre belirlendiğini ve açıklandığını tahmin etmek zor olmasa gerek.
 
Kısaca tanımlamak gerekirse, enflasyon; genel fiyatların artması ve paranın değerinin düşmesi, arz talep dengesinin sağlanamamasıdır. Milli gelir de, ülkede üretilen malların ve hizmetlerin karşılığını gösteren toplam parasal değerdir. Doğal olarak üretim artınca, enflasyon düşmekte milli gelir de artmaktadır. Bu teorik tanımlamadan anlaşılıyor ki, böyle çalışkan ve üretken bir iktidara sahip olduğumuz için şanslı bir milletiz. Bir gecede enflasyonu tek rakamlı hanelere düşüren, yine bir gece de milli gelirini ikiye katlayan kaç tane hükümet vardır dünyada?

Lozan Antlaşmasını Küçümseyenlere...

Yazar: 
Ümit MİNEL

Yıldırım Operasyonu” çerçevesinde Fransa’ya giren Alman panzerleri, Fransa’da konuşlanmış yarım milyonluk İngiliz ordusunu Dunkirk kıyılarında sıkıştırmış ve abluka altına almıştı. Deniz ile devasa Alman ordusu arasında sıkışıp kalan İngiliz ordusu için Hitler, bir türlü “imha et” emrini vermiyordu. Birkaç gün sonra Alman Hava Kuvvetleri’nin ufak hava bombardımanları başlasa da, kötüleşen hava şartları sebebiyle bu harekâtlar da duracaktı. Birçok akademisyene göre Dünya Savaşı boyunca Alman ordularının sıcak temas kurduğu en büyük İngiliz armadası olan bu ordu, müttefiklerin kurnaz bir planı ile ve Hitler’in zamanı kullanamaması sonucu Dunkirk’ten kurtulmuştu. Dunkirk civarındaki müttefiklere ait tüm gemiler (teknelerden gezi gemilerine dek), kıyılarda bekleyen 500 bin kadar İngiliz askerini sadece 2 haftada kaçırmayı başarmışlardı. Hitler, ırk çizelgesinde Almanlar ile beraber zirveyi paylaşan İngilizlerle anlaşma yapmaya çalışmış, İngiliz hükümetinin ince diplomasisi sayesinde İngiliz ordusunu kurtaran bu zamanını kaybetmiş, İngiltere’de askerlerini kurtarmak için zaman kazanmıştır.

Graham Fuller

Yazar: 
Serhat KUŞDOĞAN

Turkuaz Konseyi’nin Şubat 2010 Toplantısında “Mustafa Kemal devrimlerinin etnik temelli bir ülke olma hedefi” olarak değerlendiren

Günümüzün çok bilen adamı Graham Fuller;

Mustafa Kemal devrimleri ile hilafetin kaldırılması sonucu İslam dünyasında travma yaşandığını beyan etmektedir.

Travmayı İslam dünyası değil, İslam dünyasını kirli emelleri için kullananların yaşadığını itiraf etmekten kaçınmaktadır.

Sivil Vesayet Tartışmaları

Yazar: 
Alphan Telek

Birkaç gün önce Başbakan Tayyip Erdoğan medya patronlarına seslendi: “Karışamıyorum diyemezsin, senden maaş alıyorsa karışacaksın, o köşe yazarıdır, nasıl yaparım diyemezsin; karışacaksın.” Bu sözleri Tayyip Erdoğan'dan bu denli açık olarak daha önce duymamıştık; acaba bunun sebebi İlker Başbuğ, Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül arasındaki üçlü zirve midir? Çünkü üçlü zirvenin ertesinde iktidar odakları seslerini daha çok ve baskıcı biçimde duyurur hale geldi. Öyleyse aklımıza bir soru geliyor, tıpkı Dolmabahçe görüşmesinden sonra Yaşar Büyükanıt'ın susuşu ve iktidardakilerin kendi çiftliklerinde gibi hareket etmelerine benzer bir durum mu oluşmuştur bir kez daha? Bunu zaman gösterecek.

Birey Olmak

Yazar: 
Serhat KUŞDOĞAN

Özgür, hak sahibi, onurlu…

Sizce birey olmaya çalışmak; yaratanın varlığını kabul etmemekle eş anlamlı olabilir mi?

Bencillik, gözü dönmüşlük, azgınlık, dünyevi hırslar mıdır?

Kendinizi özgürce tanımlayabilir misiniz?

Kurduğunuz cümlede ırk, soy, din, iş ve kariyer kavramları olmadan…

Neden 7 Yıl Beklediler?

Yazar: 
Oğuz Kemal ÖZKAN

Dikkatli olmalıyız. Erken harekete geçersek, tepemize binerler. Durmadan hazırlanmalıyız. Zamanı gelince, uygun boşluk bulunca maratona geçeriz. Devlet memuru arkadaşlarımız kahramanlık yapamazlar. Erken vuruş yaparlarsa dünya başlarını ezer. Bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır.

Bencillikten Uzak Hizmet

Yazar: 
Serhat KUŞDOĞAN

“Halkın % 90’ı Müslüman”; Başbakan ve birçok iktidar partisi milletvekilinin ısrarla her fırsatta söylemek zorunda olduğu cümle.

% 90 Müslüman olan insanlarımıza, “cihat” çağrısı yaparsanız bu insanlarımızın % 95’i size güler...

Seçim meydanlarında şeriat getireceğiz, diye oy isteyin de bu sonucu test edelim!

İçeriği paylaş