Akılsız Baş

Yazıcı-dostu sürümSend by emailPDF
Yazar: 
Burak SIRATAŞ

 

   Sensiz bir günüm bile geçmez oldu. Aslında seni hiç istemiyordum. Hayatıma davetsiz misafir gibi girdin. Sonra misafirliği unuttun ve yaptıklarınla ruhumu hatta bütün benliğimi daralttın. O kadar hata yaptın ki doğru yaptığın işin bile değeri beş para etmez oldu. Sen “ağzı olan konuşuyor.” diyenleri haklı çıkartmakla kalmadın, varlığınla da varlığımı hırpaladın. Şimdi de emekçilere mi sardın be adam?

   Son günlerde şahit olduğum konuşmalar; bir başbakanın ağzından çıkanlara, sıradan bir vatandaştan daha çok dikkat etmesi gerektiğini bir kez daha gösterdi.

   Emek yoksunu, burs dolgunu Başbakan, emekçilerin ‘1 Mayıs tatil olsun’ ve ‘Taksim Meydanı’nda kutlansın’ isteğine “Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar.” şeklinde kendi zihniyetinin parıltıları ile işte böyle cevap verdi.

   ‘Taşıma suyla ülke nasıl yönetilir’in inceliklerinde kaybolmuşken; şükürler olsun ki henüz emeğe ve emekçiye sahip çıkma hakkını ve cesaretini kaybetmemişiz.

   Ülke kalkınmasından bîhaber bir adama, aldığım eğitimin hakkını vermezsem gözlerim açık gider.

   Sayın Başbakan, size ilk ve son olmasını umut ettiğim çok kısa bir iktisat dersi vermenin zorunluluğunu hissediyorum. Çünkü korkarım ki siz bir ülkenin kalkınmasının üretimden geçtiğini, üretimin ise emek ve emekçiden doğduğunu ya hiç öğrenmediniz ya da hafızanızdan sildiniz.

   Ayakların ilerlemediği yerde başın bir adım öteye gidemeyeceğini anlamamış olabilirisiniz. Peki, sizin her zaman övünerek söylediğiniz % 47’deki emekçilerden de mi hiç çekinmediniz? Pes doğrusu… “Cahil cesareti” dedikleri bu olsa gerek.

   Yüzünü bir gün olsun güldürmediğiniz emekçilere, saygınız olmadığını artık açıkça dile getirmekten de kaçınmıyorsunuz.

   Siz akılsız başın cezasını sürekli ayaklara çıkarırken, gemiciğinizle oğlunuza da emek safhasını öğretmeden atlatmış oldunuz. Hiç olmazsa bir aileden bir kişi, emeği ve emekçiyi hayatla birlikte öğrenme şansı bulsaydı, bu kötü olmazdı.

   Hatırlar mısınız, bilmiyorum ama anasını alıp giden de bir emekçiydi. Yoksa hâlâ ona mı sinirlisiniz?

   Yoksa pek değerli emekçi damadınızın çalıştığı gruba devlet bankalarından verildiği söylenen 750 milyon doları mı az buldunuz?

   Size başbakan olduğunuzu unutturup, külhanbeyi kıyafetini giydiren ya da kaba, ipe sapa gelmez konuşmalar yaptıran nedir?

   Partinize açılan kapatma davasının bu durumunuzda ne kadar etkisi vardır, bilmiyorum ama bildiğim tek şey; ne siz olduğunuz yeri ne de bu ülke sizin gibi birçok vasıftan yoksun bir başbakanı hak etti.

   Emeğe ve emekçiye saygıyı öğreneceksiniz.

   Bildiğim bir diğer şey ise bu emekçiler; bu akılsız baştan kaynaklanan cezayı çeker ve bir gün o başı alaşağı eder. Sonuçta sayılı gün bu, gelir geçer. Peki, “bu akılsızlıkla kim ne kaybeder?” diyerek roman gibi başlayan yazımı şiir tadında bitirmek istedim.

   Saygılarımla...

 

iletisim@politikadergisi.com

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
Doğrulama
Dikkat: Sitemize üye olan takipçiler "Doğrulama" uygulamasından muaftır.