Skip to main content

Politika Dergisi Manşetleri

  • Türkiye'de Solun İktidar Yolu
  • Mustafa Balbay: Hukuktan Yana Duranlara Selam
  • Tarihi Perspektiften Şark Meselesi ve Onun Günümüzdeki Uzantısı Kürt Sorunu (2)
  • Yazı Dizisinin 2.Bölümü: Kapitalizm Krizi ve Marksist Düşüncenin Görevleri
  • Kadro Hareketi
  • Referandumda Seçmen Tercihini Belirleyen Faktörler ve Süreç Değerlendirmesi
  • "Olaylara Yön Veren Temel Çelişkiler"
  • Gerçeğin Dili Sade ve Nettir
  • Temel Olarak Anayasa ve Referandum Gerçeği
Yazıcı-dostu sürüm Sayfayı gönder..

Türkiye'de Sol'un İktidar Yolu

İçerik Öbekleri:

 

Toplumların davranışlarına yön veren ve çok boyutlu düşünceler bütünü olarak tanımlanabilecek siyasal ideolojiler, politik, hukuki, felsefi, ahlaki, dinsel birçok temel üzerinde şekillenir.
 
Dolayısıyla, siyasi ideolojiler arasında çok derin farklılıklar olması tabiidir ve siyasi ideolojiler geniş bir yelpaze üzerinde dağılırlar. Ancak, Türkiye’deki kitle siyasi partiler özelinde bu yelpazenin bir tarafına “sağ” ideolojiyi, öteki ucuna ise “sol” ideolojiyi yerleştirdiğinizde; Türkiye’de ne liberal sağ gerçekte “sağ”ı, ne de sol evrensel anlamda “sol”u temsil etmektedir.
 
Liberal sağ açısından bakıldığında, liberal düşüncenin özü her alanda bireysel özgürlük anlayışının esas alınmasıdır. Dolayısıyla ekonomide liberal, siyasette kısıtlayıcı olmak liberal düşüncenin özüne ters düşmektir. Ancak Türkiye’de çok partili hayata geçildiğinden bu yana, askeri müdahalelerin yarattığı kesintiler haricinde neredeyse hep iktidarda olan sağın liberalliği sadece ekonomik alanda o da yarım yamalak olagelmiştir. Küçük adımlarla da olsa düşüncenin ve siyasetin özgürleşmesinde, katılımcı ve özgürlükçü bir demokrasiye ilerlemede hep çok cimri olan sağ, ekonomik özgürlüğü de sadece uluslararası şirketlere, tekel ve tröstlere ve bunların güdümündeki IMF, Dünya Bankası politikalarına endekslemiştir.

Ne Kadar “Din”, O Kadar “Evet”

İçerik Öbekleri:
Yazar: 
Hayri GÜNEL

1)     REFERANDUMU İŞTE BU YÜZDEN YAPIYOR “RECEP”!
 
2 Eylül 2010 günü katıldığı bir iftar yemeğinde, -hep yaptığı ve hep yaptıkları gibi-
Dinle imanın arasına, ayaküstü ve de hiç utanıp sıkılmadan, siyaseti sıkıştırıp; “İnanın ayaklarımızda pranga var. Biz prangaları çözemediğimiz sürece, sizler belki dışarıdan zannediyorsunuz ki, parlamentonun yüzde 65’ine sahipsin çöz de git! Neyi çözüyorsun?
 
Türkiye’de parlamentonun da, yürütmenin de üzerinde bir yargı gücü var. Seni engelliyor. Ben bugün vali ataması yapamıyorum. Seni engelliyor. Atadığım valiyi geri iade ediyor aynı anda. 23 kere bir müdürü geri iade ediyor (geri iade ediyor denmez ama üslup Başbakan’ındır aynen koruyorum A.S.) Ben bir yürütme ve hükümet olarak, istediğim müdürü istediğim yere atayamazsam, istediğim valiyi istediğim yere atayamazsam, bu ülkede ben nasıl icrai faaliyet yapacağım? Halkın karşısına o mu geliyor, ben mi geliyorum? Yarın beni siz yargılayacaksınız, vatandaş yargılayacak.

Anayasa Nasıl Değiştirilir?

İçerik Öbekleri:
Yazar: 
Mert ELEKÇİ
Yazının Yazıldığı Tarih: 
07.09.2010

Anayasa yapımı, bir anayasanın en baştan hazırlanarak kabul edilmesi ve yürürlüğe girmesi anlamına gelirken anayasa değişikliği( revizyon) var olan anayasa üzerinde yapılan değişikliklerdir. Anayasayı yapan veya değiştiren iktidara kurucu iktidar denmektedir. Bu bakımdan da bir ikili ayrım söz konusudur; anayasayı yapan iktidar asli kurucu, değiştiren ise tali kurucudur. Anayasa hukuku açısından bu iki iktidarın meşruiyet algısı farklıdır. Doğal olarak asli kurucu iktidar, anayasanın tümünü değiştirebilmiş ve yeni bir anayasal düzen getirebilmiş olarak, halkın üzerindeki meşruiyeti tali kurucu iktidara göre daha güçlüdür. Ayrıca tali kurucu iktidarın çerçevesini anayasayı yürürlüğe koyan asli kurucu iktidar belirlemektedir.

Güven Sorunu, Samsun ve 12 Eylül

İçerik Öbekleri:

 

 
Vatandaşların önemli bir bölümü seçim sonuçlarının gerçeği yansıtacağına inanmıyor… Yani vatandaş gerçekte kime inanmıyor?
 
- Devlet’e! Devletin en üst katındaki koltuklara oturmuş olan yöneticilere; yani Hükümet”e
Vatandaşların [yine] önemli bir bölümü adalete inanmıyor… Adaletin bağımsız, adil ve hızlı sonuçlar ortaya koyacağına inanmıyor… Vatandaş bu noktada kimlere inanmıyor?
 
- Yargıçlara, savcılara, avukatlara ve özellikle de Adalet Bakanlığı’na…
Vatandaş [devam ediyoruz] daha daha kimlere güvenmiyor?

 

Hukuktan Yana Duranlara Selam

Alıntı Yapılan Yazar / Tarih: 
Mustafa BALBAY / 10 Eylül 2010
Kaynak: 
Cumhuriyet Gazetesi: 10 Eylül 2010 (s.1 ve s.8)

 

Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi 10 Ağustos 2010’da “Tutuklama Raporu” adı altında güncel istatistikî verileri de içeren bir özel çalışma yayımladı.
 
Önce raporda yer alan saptamaları özetleyelim.
 
- Tutuklama başlı başına bir yargı sorunu haline gelmiştir. Olağanüstü bir tedbir olarak uygulanması gerektiği halde, adeta bir ön infaz gibi uygulanmaya başlanmıştır.
 
- 2005 yılında Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) değişiklik yapılırken, tutuklamaların azalacağı beklentisi vardı ancak uygulama tam tersi oldu. Özellikle, özel yetkili mahkemeler (ÖYM) tutuklamayı bir seçenek değil, neredeyse bir zorunluluk olarak algılamakta ve uygulamaktadır.
Politika Dergisi Yazar Görüşü Özet: 
Alıntılanan Yazara Katılıyorum

Bayramınızı Kutlarken…

İçerik Öbekleri:

Bayram; dostluğun, kardeşliğin ve dayanışmanın köklerine inilerek, perçinlendiği bir gün…
Kutsal bir gün!

Uyarıcı ve öğretici bir gün…

İçinde debelendiğimiz sosyal [siyasal ve ekonomik] çarkın dışına kendimizi çıkartarak yaşantımızın dinamikleri ile hesaplaştığımız önemli bir gün…

Dostlarımızla kucaklaştığımız, kafamızı, bilincimizle sıvazlayıp, Dünya’yı iğne deliğinden seyretmemiz gereken bir gün!..

Ne yaptık, neler yapıyoruz; niçin yapıyoruz?

Bağlarbaşı (Malya) Buluşması

İçerik Öbekleri:

 

Adına “Halk Diplomasisi” denilerek Bağlarbaşı’nda, Rumca ismiyle de Malya’da bir buluşma düzenleniyor bugün. Adı da “Malya Buluşması”, “Bağlarbaşı Buluşması” değil.
 
Bu buluşmaya Bağlarbaşılı Rumlar ile Türkler katılacakmış.  Tabii kaldılarsa.Günümüzde Bağlarbaşı’nda yaşayan hiç Türk yok.
 
Limasol’un büyük bir Türk köyü olan Bağlarbaşı’nda ayakta kalmayı başarmış Türk evi sayısı da eskiye kıyasla bayağı az. Onları da Rum Hükümeti tamir edip yabancılara kiralamış. Bağlarbaşı’nda ikamet eden “Gerçek Bağlarbaşılı” Rum’un sayısı ise iki elin parmaklarını geçmiyor.

Oyun İçinde Oy’un; 12 Eylül Darbesi Kanlı mı Oluyor Kansız mı?

İçerik Öbekleri:
Yazar: 
irfan DEĞİRMENCİ
Yazının Yazıldığı Tarih: 
08/09/2010

 
Tank seslerini duyuyor musunuz?

Siren seslerini, ya da askeri konvoyun gürültüsünü?
 
Duyamazsınız bu darbe başka darbe!

Tarihte eşi benzeri görülmemiş kadar büyük bir ortaklık ve geniş çaplı bir organizasyon sonucu, askerin gölgesini bile göremezsiniz.
 
Çünkü asker can güvenliğini sağlamakta güçlük çekiyor. Sisli gecelerde, kaynağı meçhul olan istihbaratlar sonucu, pusular kuruluyor, gencecik fidanlarımıza. Atatürk orman çiftliğine dahi birkaç el bombası gömecek kadar gözü dönmüş, gaflet ve dalaletin temsilcileri, Ergenekon davası açmazıyla TSK’nin elini kolunu bağlamakla kalmayıp, Türk askerinin kanına susamış hainlerin desteğini de almaktadır.

İçeriği paylaş