Skip to main content

Politika Dergisi Manşetleri

  • Türkiye'de Solun İktidar Yolu
  • Mustafa Balbay: Hukuktan Yana Duranlara Selam
  • Tarihi Perspektiften Şark Meselesi ve Onun Günümüzdeki Uzantısı Kürt Sorunu (2)
  • Yazı Dizisinin 2.Bölümü: Kapitalizm Krizi ve Marksist Düşüncenin Görevleri
  • Kadro Hareketi
  • Referandumda Seçmen Tercihini Belirleyen Faktörler ve Süreç Değerlendirmesi
  • "Olaylara Yön Veren Temel Çelişkiler"
  • Gerçeğin Dili Sade ve Nettir
  • Temel Olarak Anayasa ve Referandum Gerçeği
Yazıcı-dostu sürüm Sayfayı gönder..

"Biz Hayır Diyoruz"

İçerik Öbekleri:

Diktatörlüklere hayır, demokrasi kılığına girmiş diktatörlüklere hayır derken, gerçek bir demokrasi için mücadeleye evet diyoruz...  
 
Paranın ve ölümün övülmesine hayır diyoruz. En çok malı olanın en değerli olduğu, mallara ve insanlara fiyat biçen sisteme hayır diyoruz. Silahlara her dakika iki milyon dolar harcayan ve her dakika otuz çocuğu açlıktan ya da iyileştirilebilir hastalıklardan öldüren bir dünyaya hayır diyoruz.
 
Eşyaları korurken insanları öldüren nötron bombası çağımızın mükemmel bir simgesi. Gecenin yıldızlarını askeri hedeflere çeviren katil sistem için insanoğlu bir üretim ve tüketim faktöründen, bir kullanım aracından başka bir şey değil; zaman yalnızca ekonomik kaynak, bütün gezegen suyu son damlasına kadar emilecek bir rant kaynağı. Zenginliği çoğaltmak için yoksulluğu çoğaltılıyor ve diğerlerinin yoksulluğunu çizginin dışında tutmak, bu çok “az”ın zenginliğini gözetmek için silahlar kat kat artıyor, bu arada yalnızla da kat kat artıyor. Bize ne yiyecek ne sevecek bir şey veren, çoğunluğu yiyecek açlığına, çok daha fazla kişiyi de kucaklaşma açlığına mahkûm eden bu sisteme hayır diyoruz.
 
Yalana hayır diyoruz.

Diyelim ki, “Evet” Çıktı…

İçerik Öbekleri:

Diyelim ki, sandıklardan “evet” çıktı Sayın Başbakan?
Ne yapacaksınız?
 
Meclis, sizin bir işaretinizle dilediğiniz kanunları bir çırpıda çıkartıyor…
Zaten hükümetinizin tek hâkimi ve egemeni de sizsiniz…
 
Anayasa Mahkemesi artık, Anayasa’ya aykırı olarak meclisten geçirilen kanunları denetleyemeyecek, iptal edemeyecek; düzeltemeyecek.
 
Anayasa Mahkemesi artık sizin eylem ve işlemlerinize de hukuka uygun mu; yoksa değimli, diye irdeleyemeyecek…
 
İdare mahkemeleri ve Danıştay da bundan böyle Bakanlıklarınızın, kamu kurumlarınızın yasalara aykırı eylem ve işlemlerini iptal edemeyecek…

"Sağır Sultan Duysun", "Biz Duymamıştık Demesinler!"

İçerik Öbekleri:

 

“Bugün için, PKK demek de Öcalan demektir. Bu açıdan muhatap Öcalan’dır. Öcalan muhatap alınmadan da hiç bir sorun halledilemez. ” Avcı:2010,374. diyor Hanefi Avcı.
 
Aynı zılgıtı çeken BDP vekillerini de dinlemiştik biz oysa. 
 
Ama cahil tayfasının en belirgin özelliği; her şeyi görüp bildiğini sanmasından gelir, okumazlar. Okusaydılar bu gün "Demokratik Özerklik" talebini dillendiren Öcalan’ın dün ne dediğini okuyup bilirler ve yarın neler diyeceğini de öngörebilirlerdi.

RMMO Belgeleri Açıklanmalı!

İçerik Öbekleri:

 

Larnaka’nın Livatya köyünden olan ve 1974 Mutlu Barış Harekatı’nda hayatını kaybeden RMMO’nun ihtiyat askerlerinden Lefteris Avraam’ın, Larnaka’da, 4 Ağustos günü yapılan cenaze töreninde konuşma yapan İş ve Sosyal Güvenlik Bakanı Bayan Sotiroula Haralambus, kayıplarının tümünün tespit edilmesi için tüm engellerin ortadan kaldırılması ve Türk askerinin arşivlerinin açılarak araştırma yapılması konusunda Türkiye’ye yönelik talepleri bulunduğunu söyleyerek gayya kuyusuna bir taş attı.
 
Adada yaşanan tüm olayları Türklerin üstüne atmakta son derece yetenekli olan Rumlar, şimdi de Türk ordusunun 1974 Barış Harekâtı ile ilgili arşivlerinin açılmasını talep ediyorlar.

İki Bayram Arası Siyaset Konuşmak

İçerik Öbekleri:

 
Ülke bu kadar hareketli olduğu sürece kalemimizin mürekkebi bitmiyor gerçekten. Yazmadan önce kendi kendime içerikle ilgili çok fazla fikir alışverişi yaptım. Kimi zaman yavaş yavaş yapraklarını döken bir ağaç gölgesinde, kimi zaman bir miting meydanında… Ne yazmalıyımdan ziyade nasıl yazmalıyım gelgitlerim oldu. Sınırlamak içinde böylesi bir başlığı atmakta karar kıldım.
 
İki bayram dedik. Birini eskittik diğerine vakit var daha. Söz konusu bayramlar 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Yıllardır özellikle kutlamaktan zevk aldığım iki bayramdır. 30 Ağustoslarda ilkokul sırasındayken, babamla birlikte resmi törenlere giderdik. Askerin o nizami geçişi ile babam dayanamaz; alkışlar ve gözleri dolarken, ben de babam ağlıyor diye ağlamış numarası yapardım. Gel zaman git zaman yıllar ilerledikçe ben büyüdüm, babamın gözyaşları büyüdü. Gittikçe küçülen bir şey ise, ülkesini seven insanların sayısı oldu. Kimi şehit düştü. Kimi inandığı değerleri çıkar uğruna sattı. Kimileri kanal kanal gezip kurumunu zedeledi. Kimi kurumuna ihanet etti. Bilgileri askeri yıpratmak için yayın hayatına başlamış gazetelere servis etti. Kimileri Mustafa Kemal yolunda yürüdükleri için esir hayatına mahkum edildi. Silivri zindanları kampüse dönüştürüldü. Vicdan sustu. Hukuk sustu. Ben büyüdüm ben büyüdükçe babamın gözyaşları da büyüdü!

Kürt Meselesi; Aktörler ve Söylen(e)meyenler

İçerik Öbekleri:
Yazar: 
Hakan TOĞA

 
Türkiye’nin gündemini son yıllarda en fazla meşgul eden konu Kürt meselesidir. Öyle ki bu mesele dışındaki konular bile hep bu soruna bağlanmış ve bu sorun odaklı tartışılmıştır. Aslında tartışmaların odak noktasında sorunun isminin bir türlü konulamaması, sorunda muhatap alınacak aktörlerin belirlenememesi ya da yanlış belirlenmesi ve dolayısıyla çözümün farklı yerlerde aranmasıdır. Kürt halkı farklı sorun dile getirmekte, Batı farklı sorun olduğunu söylemekte, hatta “Kürt Halkının” hakları için mücadele ettiğini söyleyen BDP bile bazen kendi içinde çelişmektedir. Özellikle partililer ve yerel yöneticilerin söylemleri konusunda belirgin farklılıklar olduğu gözlemlenmektedir. Ortada sorun olduğu bir gerçektir. Ancak yıllardır bu sorunu devletin “Kürt Halkına” zulmü şeklinde ya da doğu bölgeleri dışındaki halkımızın Kürt vatandaşlarımızı dışlaması olarak içselleştirmek yapılan en büyük hatalardan biridir.

Referandum ve Sen

İçerik Öbekleri:

 
Bizlere, bağımsız bir Türk Devleti emanet ederken, bu uğurda canını, her şeyini feda eden Atamızın izinde olduğumuzu ispatlayacak,  önemli dönüm noktalarından birindeyiz. 
 
Şimdi, memleketin birçok köşesinde ayrılık kıvılcımları yanıyor, ancak Atamızın bıraktığı emanete sahip çıkmanın, aydınlık yarınlara inancımızı koruyarak sandığa gitmenin tam zamanı. 
 
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, cebren ve hile ile vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün orduları kuşatılmış ve memleketin her köşesi satılmış olsa da, siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın… 

P—Kitap: Türk Sorunu*

* Türk Sorunu, Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ, Kripto Basım-Yayın, 2009

   21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı ve Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ tarafından ele alınan, son gelişmeler ışığında meydana gelen olayları değerlendirdiği kitap, Kürt sorununa karşı yapılmak istenen çözümler neticesinde olası “Türk Sorunu”na değinerek ortaya çıkabilecek bir kavgadan bahsetmektedir.

İçeriği paylaş