Kullanıcı Girişi
Önemli Uyarı
Politika Dergisi İnternet Sitesi en iyi aşağıdaki tarayıcılarda çalışır. Belirtilen link üzerine gelip lütfen tarayıcılardan birisini indiriniz ve bu tarayıcı ile sitemizi ziyaret ediniz:
Son Sayımız

Oku / İndir / Tüm Sayılar
Politika Dergisi Bülteni
Blog Listing
İçerik Kategorileri
- Bilim/Kuramsal (36)
- E-Dergi Yazıları (47)
- Dış Siyasa (91)
- Eko-Finans (6)
- Eko-Politik (38)
- Güncel (199)
- İç Siyasa (222)
- Kültür/Sanat (98)
- Tarih (42)
- Terör (26)
- Toplumsal (88)
- Diğer (10)
Anket
12 Eylül 2010 Tarihinde Yapılacak Referandum'a Oyunuz Nedir?
Evet
19%
Hayır
71%
Kararsızım
6%
Sandığa dahi gitmeyeceğim
3%
Toplam oy: 1286
Okur Temsilcisi
Yazını Yaz, Yazar Ol!
Mustafa Yurtkuran

Mustafa Yurtkuran hakkındaki düşüncelerinizi buraya tıklayarak yazın, kendisine ulaştıralım.
Günün Popüler İçeriği
Yeni Kayıtlı Okurlar
Arşiv
- Eylül 2010 (13)
- Ağustos 2010 (122)
- Temmuz 2010 (133)
- Haziran 2010 (165)
- Mayıs 2010 (108)
- Nisan 2010 (67)
- Mart 2010 (64)
- Şubat 2010 (64)
- Ocak 2010 (76)
- Aralık 2009 (37)
Yönetmek için Politik Ol!

Politizasyonu Destekliyoruz.
Apolitik Kalmayın!


















Sanıyorum artık [gerçek anlamda] avukatlık mesleği tarihe karışmak üzere…
Daha önce, Türkiye’nin gericileşme sürecini, tarikat yapılanmasını ve bu yapılanmanın ABD ile olan organik bağlantısını somutlamaya çalışan ve Türkiye’deki gericileştirme operasyonunun nasıl durdurulabileceğine dair çözüm önerisi sunan “EMPERYALİZM, DİNCİ GERİCİLİK, TÜRKİYE VE ÇÖZÜM” başlıklı bir yazı yayınladık. Bugün de, meseleyi tamamlaması açısından, Türkiye’nin gericileştirilmesi operasyonunun ekonomik dayanaklarının ve gelişmesinin genel bir çerçevesini çizmeye çalışacağız.
Artık Başbakan için “Devlete Hükmeden” demeye karar verdim. Çünkü bazıları “devlet” ile “hükümet”in birbirlerinden ayrı bir şey olduklarını zannediyorlar. Devlet kamyonsa, şoförü hükümettir. Bu yönden bakınca o bazılarına hak vermemiz gerek, hiç kamyonla, şoför bir olur mu? Tabii böyle düşününce Teröristbaşı ile görüşen de kamyon oluyor!!!
Bu ülkede toplumun büyük çoğunluğu bir filmi izliyorsa, bir kitabı okuyorsa vb. mutlaka bu işin altında bir bit yeniği var demektir. Çünkü bu toplum öyle bir noktaya getirildi ki, kendi iradesi, bilgi ve birikimiyle bir tercihte bulunması nerdeyse imkânsızdır. Hep birilerinin yönlendirmesini bekler. Bir şeye ilgi varsa, gözlerini kapatarak onun peşinden gider.
İnsanlar hayatları boyunca birilerine hayatlarını etkileyecek kararları verme fırsatı bulur. Buna ailesinde başlar, arkadaşları, öğretmeni, sevgilisi, patronu, siyasetçisi derken, insanlar kendi kararlarını veremez duruma gelirler. Artık o kadar etkilenirler ki çevrelerindeki insanlardan, ERİCH FROMM’un Hürriyet’ten Kaçış isimli eserinde dediği gibi “insanlar aslında yaptıklarını kendi kararları zannederler, ancak o kararlar çevreden söylenen sözlerle verilir.” Evet, işin özünde de bu durum böyledir. İnsanların büyük çoğunluğu kendi kararlarını kendileri veremez. Çünkü bu durumun farkına varamamışlardır. Ancak bazı insanlar bunun farkına varırlar ve o andan itibaren kendi kararlarını vermeye başlarlar. İşte o zaman gerçekten birey olurlar.
Basit, sade, gösterişsiz yaşayan bir halkız biz.
Giriş

.jpg)


