Skip to main content
Yazıcı-dostu sürüm Sayfayı gönder..

Politika Dergisi Sayı 20 Yayında!

Posted in

5
Oyunuz Hiçbiri Puan: 5 (3 oy)

P—Foto: Kimliği Bilinmeyenler (Uğur’a)

> Güneş ER

 

Uğur Mumcu anısına;

Kimliği Bilinmeyenler

 

Ne gören var, ne de duyan

Kimliği bilinmeyenler

Karabasan bir düş gibi

Kimliği bilinmeyenler

Acı Kaybımız

Cumhuriyet gazetesindeki “Söz Çizginin” adlı başlığıyla karikatürlerini bizlerle paylaşan, kendine özgü bir mizah biçemi olan, Türkiye mizah dünyasının en önemli çizerlerinden olan, büyük usta Turhan Selçuk’u gece 01.30’da yitirdik.

Kendisine Tanrı’dan rahmet, sevenlerine ve ailesine başsağlığı diliyoruz.

Elalemin Bahçesi…

 
Evet, dedim. Fırsat çıktı. Herkes birbirine bakarken duvara doğru yürümeye başladım. Çok iyi biliyordum ki o duvarı aşıp topu almak mahallenin varlıklı çocuğunun güvenini kazanmak bir dahaki maçlarda direk oynamak demekti. Duvarı tırmanırken sanki kalbim yerinden çıkacak. Ya yakalanırsam? Mahalleye rezil olacağım yetmeyecek, akşam evde babama da hesap vermek zorunda kalacağım. Üsmen ağadan temiz bir dayak yemek de çabası. Bahçeye atladığımda kulaklarımın uğuldadığını dizlerimin titrediğini hala hatırlarım.

 

Baykal Bu Kez Haklı!

Yazar: 
Alphan TELEK

AKP karşıtı pek çok odağın bir çatı altında toplanmasını bir çok kez tasavvur ettik. Buna en yaklaşıldığı zaman Cumhuriyet mitingleri olmuştu. Türkiye halkı cumhuriyetine sahip çıkmıştı. Cumhuriyet mitinglerinin hemen ardından gelen Temmuz 2007 seçimlerinde ise AKP oylarını artırarak bir kez daha iktidara gelmişti.

O zamanki seçim politikasını ve tutumunu en çok eleştirdiğimiz politikacı Deniz Baykal olmuştu. Cumhuriyet mitinglerinin yarattığı havayı, Cumhuriyet Halk Partisinin çatısı altına alıp AKP’yi sarsamadığı için onu suçlamıştık, haklıydık da. Bu ve bunun gibi pek çok olayda Baykal’ı koltuk sevdalısı olarak gördük, parti içi bir diktatör dedik (bunlarda hala ısrar ediyoruz), Türkiye solu ve aydınları üzerinde birleştirici bir potansiyeli olmadığını savunduk ama en nihayetinde Baykal da haklı çıkabiliyor ve bir analiz gücü olduğunu bazen görüyoruz. Baykal hakkında bir önyargı oluşmuş durumda. 2 türlü önyargı vardır:

Sermaye bugün hangi tarafta?

Yazar: 
Alphan TELEK

Dünyanın her yerinde ağır sonuçlara ulaşan ekonomik krizin ardından Türkiye bundan payını almak ile birlikte yaşadığı iç iktidar mücadeleleriyle de halkını canından bezdirmiştir. İç iktidar savaşının dışsal bir yanı olduğunu ve ikisini birlikte değerlendirmemiz gerektiğini daha önceki yazımda belirtmiştim; ancak bu noktada iktidar savaşının taraflarını sorgulamak gerekir. En kaba şekilde, iki tarafın devletin resmi organları arasında ortaya çıktığını biliyoruz. Yüksek komutanlık ve yüksek yargının bir tarafında yer aldığı mücadelenin diğer tarafında hükümet yer almaktadır. Biraz daha kategorize etmeyi denediğimizde, hükümetin Nur cemaati ve Nakşibendî tarikatıyla olan iç içeliğinden dolayı cemaat ve tarikatların iktidar savaşında hükümet kanadı için önemli bir cephe oluşturduklarını görüyoruz. Gelelim burada bizi ilgilendiren asıl meseleye.

Türkiye sermayesi hangi tarafta?

AKP bu resmin neresinde?

Gündemi meşgul eden olayları yan yana veya alt alta dizdiğimizde hiçte olağan şeyler yaşanmadığı, üstelik birçok şeyin göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkıyor. Resme biraz geriden bakınca ustaca hazırlanan bir planın en ince ayrıntısına kadar tatbik edildiği, parçalar yerli yerine kondukça ortaya çıkan resmin birilerinin sabah akşam televizyon ekranlarında anlattıkları gibi olmadığı görülüyor.

4 Mart’ta ABD temsilciler meclisinde kabul edilen Ermeni soykırım yasasına Dışişleri bakanımız ve Başbakanımız başta olmak üzere yetkililer, tepkili konuşmalar yaptılar. Gazı kabarmış olan halkın gazını biraz aldılar. Muhtemelen bir veya iki gün daha bu tür konuşmalar devam eder, sonra unutturulur. Zira AKP hükümetinin ABD’ye bırakın herhangi bir misillemeyi, ciddi bir karşı konuşma dahi yapmaları mümkün değildir. Sayın Dışişleri Bakanı “burada bir hükümet var” diyerek hoş bir eskiye özlem konuşması yaptı. Sayın Arınç ise daha gerçekçi olarak, kızar söyleniriz ama küsmeyiz gibi bir şeyler söyledi.

Türk’ün Özünde, Kadının Yeri

Yazar: 
Hakan YAVUZ

8 Mart Emekçi Kadınlar Günü için, tüm kadınlarımıza ithaf ediyorum.

Dede Korkut hikâyeleri, Oğuz Türklerinin toplumsal ve iktisadi hayatları, gelenek ve görenekleri hakkında önemli bilgiler veriyor. Dede Korkut, Hanın kızı Banu Çiçek'i diğer “boy”un kağanı Bamsı Beyrek’e ister. Aileler rıza gösterir; fakat kararı, gençlerin karşılaşıp kavgaya tutuşmaları, ok atıp yarışmaları sonrasına bırakırlar. Banu Çiçek yanındaki atlı kızlarla, Bamsı Beyrek savaşçılarıyla ve tesadüfen bir orman kenarında karşılaşırlar. Banu Çiçek ve Bamsı Beyrek, güreş tutar, ok atar, birbirlerini sınarlar. “IX yüzyılda İbn Rüşd ya da XI yüzyılda el-Bekri gibi Müslüman yazarlar Türk kızlarının eşlerini seçmekte özgür olduklarından söz ederler.[1]

Enflasyonun Dayanılmaz Hafifliği

Yazar: 
Oğuz Kemal Özkan

 

Reyting ölçümlerinde bile MOSSAD’ın parmağı olan bir ülkede, istatistiksel ölçümlerin doğruluğunu kabul etmek, maalesef o verilerin kimin yararına olup olmadığıyla anlaşılıyor. Yüzlerce kanal olmasına rağmen, izleyeceğimiz programları dahi sınır ötesi güçlerin belirlediği bir ortamda, enflasyon ve kişi başına düşen milli gelir gibi hayati rakamların da, hangi kriterlere göre belirlendiğini ve açıklandığını tahmin etmek zor olmasa gerek.
 
Kısaca tanımlamak gerekirse, enflasyon; genel fiyatların artması ve paranın değerinin düşmesi, arz talep dengesinin sağlanamamasıdır. Milli gelir de, ülkede üretilen malların ve hizmetlerin karşılığını gösteren toplam parasal değerdir. Doğal olarak üretim artınca, enflasyon düşmekte milli gelir de artmaktadır. Bu teorik tanımlamadan anlaşılıyor ki, böyle çalışkan ve üretken bir iktidara sahip olduğumuz için şanslı bir milletiz. Bir gecede enflasyonu tek rakamlı hanelere düşüren, yine bir gece de milli gelirini ikiye katlayan kaç tane hükümet vardır dünyada?

 

İçeriği paylaş